20 Nisan, Pazar

Son güncelleme:10:05:09 AM GMT

mehdi
BURADASINIZ: DOSYALAR OCCUPY HAREKETİNİN KÜRESEL MAYIS MANİFESTOSU

Occupy hareketinin Küresel Mayıs manifestosu

e-Posta Yazdır PDF
Biz %99'uz - Los Angeles'ı işgal et
Her yeri işgal et!
Daha iyi bir dünya için Wall Street'i işgal et

Geçtiğimiz yıl ABD'deki finans merkezi Wall Street'in işgalinden doğan ve daha sonra dünyanın birçok merkezinde benzer gösterilerle küreselleşen Occupy (İşgal Et) hareketi, 2012 Mayıs'ında yapmayı planladığı bir dizi etkinlik için bir manifesto yayınladı. Uluslararası İşgal Et (Occupy) Meclisi daha iyi bir dünya istiyor. Böyle bir dünya mümkün, nasıl mı?

Dünya halklarına özgürlük ve insanlık onuru verme yeteneğinden yoksun güçlerin kontrol ettiği bir dünyada yaşıyoruz. Atalarımızın uzun ve zorlu mücadeleler sonucu kazanmış olduğu hakların kaybedilmesinden "başka bir alternatifin olmadığı" söylenen bir dünya... Bu dünyada başarının tanımı, dayanışma ve karşılıklı destek gibi insanlığın en temel değerlerine olan karşıtlıkla ifade ediliyor. Dahası rekabeti, bencilliği ve açgözlülüğü geliştirmeyen her şey işlevsiz olarak niteleniyor. Ancak bizler buna sessiz kalmadık! Tunus'tan Tahrir Meydanı'na, Madrid'den Reykjavik'e, New York'tan Brüksel'e, insanlar statükoya karşı ayaklanıyor. Mücadelemizin en temel sloganı "yeter!" ve bu mücadele dünya çapında değişimlerin önünü açmaya başladı.

Bu yüzden 12 Mayıs'ta sesimizin bütün dünyada duyulması için bir kez daha güçlerimizi birleştiriyoruz.

Yoksulluğun ve güvensiz yaşamın pençesinden sadece çok küçük bir azınlığın kurtulabildiği, gelecek nesillerin zengin ve egemenlerin işlediği çevre suçlarının ortaya çıkardığı zehirli bir mirasa mahkûm bırakıldığı, ekonomik kaynakların adaletsizce dağıtıldığı bu düzeni kınıyoruz.

"Demokratik" siyasal sistemler, var oldukları bütün yerlerde anlamını tamamen kaybetmiş ve yalnızca şirketlerin ve finansal kurumların gücünü artırmak için çaba sarf eden küçük bir azınlığın hizmetine girmiştir.

Yaşamakta olduğumuz kriz, doğal bir kaza değildir; bu kriz, artık ortak çıkarın nasıl yönetileceğinden çok finansal gücün ideolojik ayağını oluşturma işini edinmiş ekonomistlerin de yardımıyla, dünyayı yerle bir edecek egemenlerin açgözlülüğünden kaynaklı olarak ortaya çıkmıştır.

Biz %99'uz - Los Angeles'ı işgal et

Artık uyandık ve yapacağımız tek şey bu durumdan şikâyet etmek değil!

Krizin gerçek sebeplerini anlatmak ve alternatifler sunmak amacındayız. Aşağıda yer alan bildirge, küresel bahar/İşgal Et!/Meydanları ele geçir vb. hareketler içinde yer alan herkes adına yazılmamıştır. Bu bildirge, hareketin içinde yer alan bazı kişilerin, dünya çapındaki değişik meclislerde kaleme alınan ve dil getirilen taleplerini bir araya getirme çabasıdır. Bildirge, aktivistler arasındaki görüş birliği esas alınan, herkese açık ve uluslararası iletişim platformlarında düzenli olarak duyurulan toplantılarda yazılmıştır. Bildirgeyi yazma süreci uzun ve zorluydu, her aşamada karşılıklı anlayış ve hoşgörü hâkim oldu. Bildirge, tartışılmak, düzeltilmek ve onaylanmak üzere dünya çapında halk meclislerine yollandı. Bu, gelişmekte olan bir çalışma.

Bazılarımızın gayrimeşru, sorumsuz ve yozlaşmış olarak nitelediği hükümetlerden, şirketlerden ya da parlamento üyelerinden talepte bulunmuyoruz. Biz, hareketimizin içinde olan ya da olmayan, bütün dünya halklarına sesleniyoruz.

Biz başka bir dünya istiyoruz ve başka bir dünya mümkün!

1. Ekonomi, insanların refahına hizmet etmeli ve çevreyi destekleyip özel kâra değil çevreye hizmet etmelidir. Emeğe, finansal ya da ticari kâra göre değil, sağladığı toplumsal yarara göre değer biçilen bir sistem istiyoruz. Bu yüzden aşağıdakileri talep ediyoruz:

- Bütün insanlar için sağlığa, ilkokuldan yüksek öğrenime kadar eğitime ve barınma hakkına parasız ve evrensel düzeyde erişim. Kamu hizmetlerinin düzenlenmesinin özelleştirilmesini ve bu ana ihtiyaçların özel kâr elde etmek amacıyla kullanılmasını reddediyoruz.

- Herkes için ücretsiz çocuk bakımı da dâhil olmak üzere, çocuk haklarına tam saygı.

- Emeklilik maaşı. Bu sayede hayatımızın bütün bölümünde onurlu yaşayabiliriz.

- Her bir birey, hayatını devam ettirebilmek için gerekli olan yeterli bir gelire erişebilmelidir. Bu sebeple iş, ya da alternatif olarak evrensel düzeyde temel gelir garantisi talep ediyoruz.

- Şirketler yaptıkları işlerden sorumlu tutulmalıdır. Örneğin, eğer şirket maaşları düşürmek için işlerini dışarı yaptırıyor, çevreye zarar veriyor ya da işçi haklarını ihlal ediyorsa şirket ödenekleri ya da vergi kesintileri kaldırılmalıdır.

- Ekmeğe ek olarak gül de istiyoruz. Herkes, insanlığın gelişimine hizmet edecek yaratıcı ve zenginleştirici kültürel aktivitelere katılma hakkına sahiptir. Dolayısıyla da maaşlarda herhangi bir kesinti olmaksızın çalışma saatlerinin kademeli olarak düşürülmesini talep ediyoruz.

- Herkesin yararı için gıda güvenliğini sağlamak amacıyla, sürdürülebilir tarım yoluyla gıda bolluğu sağlanmalıdır. Bu sürece genetiği değiştirilmiş organizmaların (GDO) üretiminin ve pazarlanmasının tamamen yasaklaması ve kimyasal tarım ilaçlarının kullanımının derhal azaltılması dâhildir.

- Değişen hayat biçimlerimiz karşısında geleceğimizin ya organik ve ekolojik olacağı ya da hiç olmayacağı anlayışı altında hareket eden politikalar talep ediyoruz. Bu politikalar, tek bir basit kural üzerine oluşturulmalıdır: kimse basit kârlar elde etmek amacıyla ekolojinin dengesiyle oynamamalıdır. Bu kuralın ihlali, bütün dünyada çevreye karşı suç olarak değerlendirilmeli ve suçlu bulunanlara ciddi yaptırımlar uygulanmalıdır.

- Fosil yakıtlardan yenilenebilir enerjiye geçişi sağlayacak politika değişiklikleri, üretim modelini değiştirmeye yardımcı olacak büyük yatırımlar yoluyla hayata geçirilmelidir.

- Bizler bütün ülkeleri, şirketleri, kurum ve kuruluşları ve bireyleri bağlayıcı nitelikte olan uluslararası çevre standartlarının kabul edilmesini talep ediyoruz. Ekokırım (bilerek ve isteyerek çevreye, ekosistemlere ve biyolojik çeşitliliğe zarar verme) suçu, bütün dünyada en büyük suçlardan biri olarak tanımlanmalıdır.

Her yeri işgal et!2. Bu hedefleri gerçekleştirebilmek için, ekonominin yerelden küresele doğru her düzeyde demokratik olarak yönetilmesi gerektiğini düşünüyoruz. İnsanlar, finansal kurumlar, kıtalararası şirketler ve bunların lobiler üzerinde demokratik bir kontrol hakkına sahip olmalıdır. Bunu gerçekleştirebilmek amacıyla aşağıdakileri talep ediyoruz:

- Vergi cennetlerini tamamen ortadan kaldırarak ve yeni bir Finansal Gider Vergisi (FDV) getirerek, finansal spekülâsyonun kontrolü ve düzenlenmesi. IMF, Dünya Bankası ve Basel Bankacılık Düzenleme Kurulu gibi kurumlar var oldukları sürece, işleyişleri radikal bir biçimde demokratikleştirilmelidir. Bu kurumların şu andan itibaren görevi, demokratik karar alma mekanizmaları çerçevesinde ekonomik büyümeyi desteklemek olmalıdır. Zengin hükümetler, zengin oldukları için daha fazla oy sahibi olamazlar. Uluslararası kurumlar, Afrikalı, Arjantinli, Amerikalı, Almanyalı ya da Yunanistanlı, her bireyin bir diğer bireye eşit olduğu anlayışı gözetilerek yönetilmelidir.

- Küresel ticaret sistemi ve Dünya Ticaret Örgütü gibi oluşumlar var oldukları sürece, bu oluşumlarda radikal bir reform ve demokratikleşme sürecinin gerçekleşmesi gerekmektedir. Hayatın ve kaynakların ticarileştirilmesi ve ülkeler arasındaki ücret ve ticaret indirimleri sona ermelidir.

- Küresel düzeyde sahip olduğumuz ortak mülkiyetin, yani doğal kaynakların ve ekonominin geliştirilmesi amacıyla işleyen ekonomik kurumların demokratik kontrolünü talep ediyoruz. Ortak mülkiyetimizde olması gereken bu kaynaklar, su, enerji, hava, telekomünikasyon ve adil ve düzenli bir ekonomik sistemdir. Bunların her biri söz konusu olduğunda, vatandaşların bunlar hakkında alınan kararları sorgulama hakları olmalı ve bu kararlar küçük bir finansal elitin değil, tüm vatandaşların çıkarlarına hizmet etmelidir.

- Sosyal adaletsizlikler var olduğu sürece, bütün düzeylerdeki vergilendirme sistemi dayanışma ilkesine hizmet etmelidir. Daha fazlasına sahip olanlar, kolektif refah için gerekli hizmetlerin geliştirilebilmesi için daha fazla katkıda bulunmalıdır. Maksimum gelir düzeyi kısıtlanmalı ve insanca bir asgari ücret belirlenerek, toplumumuzda var olan korkunç sosyal eşitsizlikler ve bunların sosyal ve siyasal sonuçlarının etkisi azaltılmalıdır.

- Bankaları kurtarmak için daha fazla para harcanmamalıdır. Borç var olduğu sürece, Ekvator ve İzlanda'nın göstermiş olduğu örnekler doğrultusunda, ülkelerin borçları için sosyal denetim talep etmekteyiz. Finansal kurumlara olan gayrimeşru borçlar ödenmemelidir.

- Sadece küçük bir azınlığın işine yarayan, toplumun büyük çoğunluğu içinse acılara sebep olan mali kemer sıkma politikalarına tamamıyla son verilmelidir.

- Bankalar var olduğu sürece, ticari ve finansal bankalar birbirlerinden ayrılmalıdır; "batamayacak kadar büyük" bankaların ortaya çıkması engellenmelidir.

- Kurum ve şirketlerin tüzel kişiliğine son verilmelidir. Şirketler insanlarla aynı haklara sahip olamazlar. Kamunun, işçileri, vatandaşları ve çevreyi koruma hakkı her zaman özel mülkiyetten veya yatırımdan daha önce gelmelidir.

Daha iyi bir dünya için Wall Street'i işgal et3. Bizler politik sistemlerin tümüyle demokratik olması gerektiğine inanıyoruz. Bu sebeple uluslararası kurumların tam anlamıyla demokratikleştirilmesini ve birkaç hükümetin sahip olduğu veto hakkının kaldırılmasını talep ediyoruz. Bizler toplumumuzda var olan çeşitliliği ve farklılığı gerçekten temsil edebilen bir politik sistem istiyoruz:

- Bütün insanlığı etkileyen tüm kararlar, G-20 ya da G-8 gibi zengin kulüplerinde değil, doğrudan katılımcılık imkanı tanıyacak Birleşmiş Milletler parlamenter meclisi ya da Birleşmiş Milletler halk meclisi gibi demokratik forumlarda alınmalıdır.

- Temsilcisiz doğrudan demokrasi de dahil olmak üzere, bütün düzeylerde mümkün olduğunca katılımcı olan bir demokrasinin geliştirilmesini istiyoruz.

- Seçim sistemleri devam ettikçe, mümkün olduğunca adil ve temsil gücü yüksek olmalı, orantılılık ilkesini tahrip eden bütün önyargılar ortadan kaldırılmalıdır.

- Medyaya erişimin ve medyanın yönetiminin demokratikleştirilmesini talep ediyoruz. Medyanın işlevi, adaletsiz politikalar hakkında yapay konsensüsler yaratmak yerine, kamuyu bilgilendirmek olmalıdır.

- Şirketlerde ve kurumlarda demokrasi istiyoruz. İşçiler, ücret düzeyleri ve cinsiyetleri ne olursa olsun, çalıştıkları şirketlerde ve kurumlarda gerçek karar verme yetkisine sahip olmalıdırlar. Gerçek demokratik kurumlar olan kooperatif şirketlerin ve kurumların geliştirilmesini istiyoruz.

- Ekonomi politikalarındaki yozlaşmaya sıfır tolerans. Büyük ticaretin politika üzerindeki aşırı etkisinden bir an evvel kurtulmalıyız; çünkü bu, bugün demokrasiye yönelmiş büyük bir tehdittir.

- İnternet üzerinde girişilen sansür operasyonlarının sona ermesi ile tam bir ifade, toplantı ve gösteri yapma özgürlüğü istiyoruz.

- İnternette veya internet dışında özel haklara tam bir saygı istiyoruz. Şirketler ve ülkeler veri araştırması yapmamalıdır.

- Askeri harcamaların, politik olarak toplumun gelişmesine engel olduğunu düşünüyor, askeri harcamaların en aza indirilmesini talep ediyoruz.

- Etnik, kültürel ve cinsel azınlıkların vatandaşlık hakları ile kültürel, politik ve ekonomik hakları tam olarak tanınmalıdır.

- Bazılarımız, 21. yüzyılın ihtiyaçlarına cevap verecek yeni bir İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'nin katılımcı, doğrudan ve demokratik bir yolla kaleme alınması gerektiğini düşünmektedir. Mevcut İnsan Hakları Bildirgesi haklarımızı savunmaya devam ettiği müddetçe, hem zengin hem de fakir ülkelerde aynı oranda ve tam anlamıyla uygulanmalıdır. İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi'ne tam anlamıyla uyulmasını sağlayacak ve ihlal edenleri cezalandıracak uygulayıcı kurumların, söz gelimi hükümetler, şirketler ve bireyler tarafından işlenen sosyal, ekonomik ve çevresel suçları yargılayacak bir küresel mahkemenin oluşturulmasını talep ediyoruz. Yerel, ulusal, bölgesel ve küresel olmak üzere bütün düzeylerde, tıpkı İzlanda ve bazı Latin Amerika ülkelerinde olduğu gibi politik kurumlar için yeni anayasalar oluşturulmalıdır. Adalet ve hukuk herkese hizmet etmelidir, aksi takdirde ne adalet adalettir, ne de hukuk hukuktur.

Bu dünya çapında bir bahar. Orada olacağız ve kazanana dek savaşacağız. İnsan olmaktan vazgeçmeyeceğiz. Bizler rakamlar değiliz. Bizler özgür kadın ve erkekleriz.

Küresel bir bahar için!
Küresel demokrasi ve sosyal adalet için!
Mayıs 2012'de hep birlikte sokaklara!

(Türkçeye çeviren: Melih Mol)


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo