Geçtiğimiz aylarda Çin'de çok sayıda grev yapıldı. İşçi sınıfının mücadelesi gerçek gücüne kıyasla henüz küçük ve kısmen yalıtılmış, ancak yine de büyük bir dönüşümün habercisi. Uluslararası işçi sınıfının 2011 yılında Tunus ve Mısır'daki isyanlarla başlayan, ardında ABD'nin Wisconsin eyaletinde ve Avrupa'ya sıçrayan protesto hareketi artık Çin'de de boy göstermeye başladı.
Avrupa ve Amerika'da milyonlarca işçi tasarruf tedbirleri ve giderek artan işsizlikle karşı karşıya. Yaşam standartları giderek düştüğü için, Çin'in ihracatı da aynı oranda azalıyor. Çin'de çocuk yetişkin demeden işçileri neredeyse kölelik koşullarında çalıştıran kapitalist sınıf, kâr marjları düşmeye başladığından bu yana işçiler üzerindeki baskısını artırdı. Bunun sonucu olarak da işçiler pek çok yerde hak arama mücadelesini hızlandırdı.
Guangdong vilayetinde ağırlıklı olarak ihracat amacıyla üretim yapan fabrikalarda grevler baş gösterdi. 17 Kasım günü Yue Cheng fabrikasında yaklaşık 7.000 işçi greve çıktı. Grevin amacı, fabrikasını ülkenin işgücünün daha ucuz olduğu iç kesimlerine taşımak isteyen patronu bu niyetinden vazgeçirmekti. İç çamaşırı fabrikası Top Form'da 700 işçi, Tayvanlı bir bilgisayar aksamı fabrikasında da 1.000 işçi fazla çalıştırılmaya ve düşük ücretlere karşı greve çıktı.
Çin Komünist Partisi rejimi, bu grevlerin geçen sene Honda fabrikasında yaşananlardan farklı bir karaktere sahip olduğunu biliyor. Halen yaşanmakta olan grevlerde işçilerin amacı sadece maaş artışı sağlamak değil; kapitalist sınıfın tasarruf tedbirleri saldırısına karşı işlerini ve çalışma koşullarını korumak ve iyileştirmek istiyorlar. İşçiler, 2008 yılında 23 milyon kişinin işsiz kaldığı günleri bir daha yaşamak niyetinde değiller.
"Komünist" Çin egemenleri ise işçilerin mücadelesinin büyümesinden, dahası köylülerin mücadelesiyle birleşmesinden ölesiye korkuyor. Çin'de 1989 yılında yaşanan son devrimci dalga henüz unutulmuş değil. Başkent Pekin'in devasa Tianenman Meydanı'nda ve başka şehirlerde toplanan on binlerce işçi ve öğrenci özgürlük taleplerini haykırmış, "komünist" egemenler ise işçilerin ve öğrencilerin üzerine tanklarını göndermekten çekinmemişlerdi.
Bu defa böyle olmayabilir. İşçi sınıfının merkezileşen mücadelesi, kendilerine hayatı zindan eden rejimden nefret eden milyonlarla buluştuğu takdirde bir devlet kapitalisti ülke Avrupa'daki örneklerinde olduğu gibi bir daha geri gelmemek üzere tarihin çöplüğünü boylayabilir.
Fotoğraf: Honda grevinden bir görüntü. 2010 yılında Çin'de bütün Honda fabrikalarında yaşanan grev üretimin uzun süre durmasına neden olunca, işveren işçilerle anlaşma masasına oturmak zorunda kalmıştı. Anlaşmaya göre her bir işçinin maaşına ayda 500 Yuan (yaklaşık 210 lira.) zam yapılacak ve greve katıldığı için kimse işten atılmayacaktı. İşçiler 800 Yuan talep etmişlerdi; ancak ortalama işçi ücretlerinin 1200 Yuan civarında olduğu düşünülürse, bu hatırı sayılır bir kazanım anlamına geliyordu. Bu başarılı grevin işçi sınıfına kazandırdığı moral ve mücadele azmi ise paha biçilemez...




















