Castro aynı zamanda İran devlet başkanı Ahmedinecad'ı da Yahudilerle ilgili düşünceleri yüzünden eleştirdi. Ahmedinecad, Yahudi soykırımı diye bir şeyin olmadığını söylüyor. Castro bunu ağır bir dille eleştirdi, ancak normalde onun ağzından çıkan her kelimeyi haber yapan Küba devlet medyaları, bu ifadeyi "atladılar".
84 yaşındaki Fidel Castro, Amerikalı gazeteci Jeffrey Goldberg'in "Küba'nın ekonomik modelinin hâlâ diğer ülkelere ihraç edilebilir olduğunu düşünüyor musunuz?" sorusuna "Küba modeli artık bizim için bile işlemiyor" diye karşılık verdi. Goldberg, Castro'yla röportaj yapması için Küba hükümeti tarafından ülkeye davet edilmişti. Makalesi 8-9 Eylül tarihlerinde "The Atlantic"de iki bölüm halinde yayınlandı.
Küba'da geçtiğimiz günlerde ilk defa birkaç kişi çalıştıran küçük özel işletmelerin varlığına izin verilmişti. Köylüler de yetiştirdikleri meyve ve sebzeleri kendi hesaplarına satabilecekler. Yabancılar da konutları ve arazileri 99 yıllığına kiralayabilecekler.
Castro'nun bunca yıl sonra nihayet bazı gerçekleri görmeye başlaması olumlu bir gelişme, ancak işlemediğini söylediği, daha doğrusu yıllardır var etmeye çalıştığı sistem sosyalizm değil, devlet kapitalizmi. Küba'da yolunda giden bir şeyler de olabilir, sağlık sistemi iyi olabilir, gıda maddelerinin fiyatı düşük olabilir vs.
Ancak bunlar bir sistemin sosyalizm olduğunu göstermez. Bugün gelişmiş kapitalist ülkelerin birçoğunda oldukça geniş sosyal haklar var. Sağlık, eğitim, barınma vs. gibi meseleler örneğin İskandinavya ülkelerinde büyük ölçüde çözülmüş. Ama burada sosyalizm olduğunu iddia etmek mümkün değil.
Sosyalizmin her şeyden önce işçi sınıfının kendi eylemiyle kurulması gerekiyor, Küba örneğinde olduğu gibi bir avuç kahraman devrimcinin çabalarıyla değil. Sosyalizm, işçi sınıfının işçi konseyleri (Sovyetler) aracılığıyla doğrudan iktidarda olduğu bir sistem. Neyin ne kadar ve ne şekilde üretileceğine, nasıl dağıtılacağına işçiler karar veriyor. Oysa Küba'da iktidarda olan işçi sınıfı değil, aksine Komünist Partisi, Castro ve sülalesi. İşçilerin payına düşen büyük bir yokluk, acınası bir sefalet içinde yaşayarak, Küba'nın dünyaya sağlık sistemi ihraç ettiği iddiasıyla avunmak.
1989 Doğu Avrupa Devrimleri'nden sonra stalinizm Berlin Duvarı'nın yıkıntılarının altında kaldı. Artık dünyada stalinizmin esamesi bile okunmuyor. Küba, son stalinist diktatörlüklerden biri, ancak sistemin işlemediği artık egemenler tarafından bile kabul ediliyor.




















