Bu işten çıkarma dalgası, şimdiye dek görülmemiş boyutlara sahip. Hükümet, gelecek yılın ilk üç aylık döneminde bakanlıklarda ve devlet dairelerinde çalışan 500 bin işçiyi işten çıkartacak. Bu, çalışanların onda birinin işten çıkartılacağı anlamına geliyor.
Küba Başkanı Raul Castro, daha ağustos ayının başlarında çok sayıda işçinin işten çıkartılacağını söylemiş ve bu insanlara yeni kurulacak olan özel küçük işletmelerde iş bulmalarını önermişti.
Küba, hem dünya ekonomik krizi hem de "sosyalist" hükümetin kötü ekonomik politikaları ve bürokraside görülen yozlaşma nedeniyle ağır bir krize girmiş bulunuyor. Ülkenin her yıl en az 1 milyar avro tutarında temel gıda maddesi ithal etmesi gerekiyor. Hükümet bir süre önce küçük özel işletmelerin açılmasına izin vermişti. Küba'da halen işletmelerin %95'i devlet denetiminde bulunuyor.
Küba lideri Fidel Castro, bundan bir süre önce kendisiyle yapılan bir röportajda, "Küba modeli artık bizim için bile işlemiyor" demişti. Kısa bir süre sonra "sözlerinin yanlış anlaşıldığı" iddiasında bulunmuş, röportajı yapan gazeteciyi söylediklerini motamot algılamakla eleştirmişti.
Oysa gazeteci Goldberg, Castro'yla aynı fikirde değil. Küba liderinin, ne demek istiyorsa onu söylediğini ifade ediyor. Zaten bunu anlamak için büyük bir yorum gücüne sahip olmaya da gerek yok. İşçi sınıfının günde birkaç dolarla yaşamaya mahkûm edildiği baskıcı bir diktatörlüğün varlığını ebediyen sürdürmesi mümkün değil. Bunların örneği daha önce diğer devlet kapitalisti ülkelerde, SSCB ve Doğu Bloku ülkelerinde görülmüş, sözde işçi devletleri, işçi sınıfının kitlesel eylemiyle yıkılmıştı.

















