Marksist.org

18 Mayıs, Cuma

Son güncelleme:07:20:47 AM GMT

BURADASINIZ: EMEK ESAD DESTEKÇİLERİNİN YÖNETTİĞİ KESK NASIL GÜÇLENEBİLİR Kİ?

Esad destekçilerinin yönettiği KESK nasıl güçlenebilir ki?

e-Posta Yazdır PDF

80'lerin sonunda başlayan aşağıdan mücadeleyle kurulan KESK, 2000'lerin başına dek işçi hareketinin ve toplumsal muhalefetin motor gücü olmuştu. Şimdi ise 3. sendika konumunda ve kamu emekçilerinin çoğunluğunu temsil yeteneğini yitirdi. Bunun tek nedeni devletin ve hükümetlerin baskıları mıdır? KESK'in düştüğü içler acısı durumda sendikayı yöneten siyasetlerin hiç mi payı yok?

Kamu Emekçileri Sendikaları Konfederasyonu'nun (KESK) en büyük sendikası Eğitim-Sen'in başkanı Ünsal Yıldız, öğrencilerin askeri nizamda yürütüldüğü 19 Mayıs militarist törenlerine son verilmesine karşı çıkmıştı.

Antakya'da katil Esad'ın resimlerinin taşındığı mitingde konuşan Eğitim-Sen Hatay Şube Başkanı ve KESK Dönem Sözcüsü Ayhan Erkal ise katliamdan kaçıp Türkiye'ye sığınan mülteciler için Hatay'da kamp kurulmasına karşı çıktı ve Suriye'de "istikrarı" yani Esad rejiminin güçlenmesini savundu:

"Emperyalizmin taşeronluğunu üstlenen AKP Hükümeti, Suriye'nin istikrarsızlaştırılması için elinden geleni ardına koymuyor. Çadır kenti özellikle kentimize kurarak, ekonomik yaptırımlar uygulayarak, kökten dinci örgütlere lojistik ve askeri destek vererek Suriye'nin geleceğine müdahale ediyor."

KESK Dönem Sözcüsü Erkal, mülteci kamplarındaki baskıdan, kötü koşullardan, muhaliflerin kaçırılıp Esad'ın polisine teslim edilip katledilmesinden şikayet etmiyor. Mültecilerin hükümet tarafından zorla sınırdışı edilmesine de ses çıkarmıyor. O, "kentinde", "ülkesinde" mülteci istemiyor. Mitingde yaptığı konuşmada bir kez bile Esad'ın katliamlarını kınamıyor. Kürsüden Esad resmi ve Suriye bayrağı taşıyanlara da "bunları kapatın" da demiyor.

Başkanı ve sözcüsü böyleyken Eğitim-Sen ve KESK, kamu emekçilerinin çoğunluğunu nasıl temsil edebilir ki? Esad'ın katliamlarını kınamayan, katliamdan kaçıp Türkiye'ye sığınan mültecilerin Hatay'da kalmasına karşı çıkan bir sendikaya kamu emekçileri neden üye olsun ki? Milliyetçi, İslamofobik, diktatörsever, katliamlara sessiz kalan başkanlara sahip bir sendika milyonlarca kamu emekçisinin hakkını nasıl savunabilir ki?

KESK'i bugünkü kötü duruma getiren sadece iktidarların baskıları değil yönetimleri paylaşan siyasi anlayışlardır. Kurulduğu günden beri KESK yönetimlerini işyerlerinde değil partiler arası kulisler ve ittifaklarla dışarıdan belirleyenler Memur-Sen'in ve Kamu-Sen'in büyümesinin de sorumlusudur.

19 Mayıs törenlerini, Esad rejimini savunan sendika yöneticileri koltuklarında oturdukça, KESK'in yönetimlerini milliyetçi siyasetler belirledikçe, kamu emekçileri kaybetmeye devam edecek...


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo