İzmir 2 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu'nun 'siltli kille' doldurulmak yerine 'kumla' doldurulduktan sonra baraj sularının altında kalmasının önündeki engeller kaldırıldı. Allianoi Girişim Grubu başta olmak üzere birçok grup verilen karara tepkilerini gösteriyor. Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu ise ispatlarını dillendirirken 'tavsiyelerde' bulunuyor.
Allianoi'yi sular altında bırakacak karar verilirken Çevre ve Orman Bakanı Veysel Eroğlu bölgenin isminin Allianoi olup olmadığına takılmış durumda olup bir yandan kendi ispatlarını bildirirken bir yandan da konuyla ilgilenen 'sanatçı arkadaşlara', 'burun sokmamayı' salık verdi.
Bölgenin isminden öte oradaki doğal yaşam ve evrensel kültürel mirasın derdinde olanlar, İzmir 2 No'lu Kültür ve Tabiat Varlıklarını Koruma Kurulu, antik kentin 'siltli kille' doldurulmak yerine 'kumla' doldurulduktan sonra baraj sularının altında kalmasına izin vermesine tepkilerini gösterdiler. Verilen kararla İzmir'in Bergama İlçesi'nde bulunan Allianoi Antik Kenti'nin Yortanlı Baraj suları altında kalmasının önündeki engeller kaldırılmış oldu.
Bölgenin sular altında kalmasını önlemek için çalışan Allianoi Girişim Grubu Dönem Sözcüsü İffet Diler, "Bize bilgi vermekten kaçınıyorlar. Ancak öğrendiğimiz kadarıyla yeni bir bilim heyeti oluşturulmuş ve kurul bu heyetin raporu ışığında bir karar vermiş. Bilim heyeti de daha önce Danıştay tarafından iptal edilen ve kalıntıların mille kaplanmasını öngören raporda 'küçük' bir değişiklik yapmış, daha önce kalıntıların siltli kille kaplanması öngörülüyordu bu sefer kilin yerini kum almış. Bu gelişmeler karşısında şaşkına döndük. İşlemin durdurulması için en kısa zamanda mahkemeye başvuracağız" diyerek alınan karar ile ilgili kaygılarını dile getirdi.
Allianoi Girişim Grubu üyelerinden Jeofizik Mühendisi Erhan İçöz de, "Daha önce mahkemenin iptal ettiği tavsiye kararında 'siltli kil' ile kaplanması öngörülüyordu. Bu sefer karara kum yazmışlar. Siltli kil, kilin biraz daha büyük tanecikli olanıdır. Kum ise en iri taneli olan malzemedir. Kil suyu geçirmez, kendi bünyesine alır ve şişer kum ise suyu geçirir. Bu durumda antik kalıntıların suyla teması kesilmeyecek ve üzerlerindeki kum nedeniyle de sürekli tahribata maruz kalacak" şeklinde açıklamada bulundu.
Avukat Hilal Küey de "Açılan bütün davalar Allianoi lehine sonuçlandı. Sadece 2009 yılında alınan karara karşı açtığımız dava sürüyor. Bütün bunlara karşın yine hukukun arkasına dolanarak yeni bir karar çıkartmışlar. Kille kaplanmasına karşı ortada bir yürütmeyi durdurma kararı varken 'kil yerine kum' diye yeni karar almak artık aynı konuda 'bezdirici' karar almak sınıfına giriyor, Türk Ceza Yasası'na göre bunun karşılığı görevi kötüye kullanmak oluyor. Bunlar biraz dalga geçer gibi kil yerine kum yazıp aynı kararı alarak mahkeme kararın ihlal ediyorlar. Anayasa'ya göre mahkeme kararının bütün kurumlar tarafından uygulanması gerekiyor. Bunun sorumluları hakkında Cumhuriyet Savcılığı'na görevi kötüye kullanmak suçundan suç duyurusunda bulunacağız" diyerek hukuki sıkıntıları kamuoyuyla paylaştı. Küey, Allianoi'nin kille kaplanarak sular altında bırakılmasına karşı 4 iptal, 2 yütürmeyi durdurma kararı aldıklarını söyledi.
Allianoi bölgesi için http://www.allianoi.org/ sitesinde daha önce "Kimi bölümleri (özellikle toprak altında kalan) görüldüğünde yaklaşık 2000 yıllık olduğuna inanılamayan, sanki yeni inşa edilmiş gibi duran büyüleyici bir kent. Toprak üstünde kalan tek yapı olan köprü, "burada tarihi kalıntılar var" diye bas bas bağırırken zamanında üzerine termal otel yapılmış, sıcak su havuzlarının bulunduğu yerdeki mozaikler kırılıp üstü afyon mermeriyle kaplanmıştır. Bölge, ancak 90'lı yılların 2. yarısında 1. derece sit alanı ilan edilebilmiştir. 2. yüzyıldaki sel sonucu toprak altında kalmasından ötürü yağmalardan ve savaşlardan bir zarar görmeyen bu yerin, 13-14 yıl öncesinde bizim insanımız tarafindan nasibini almış olması da trajikomik bir gerçektir. Bugün, DSİ ödeneği dışında hiçbir geliri olmadığından yalnızca kurtarma çalışmalarına devam edilebilmektedir" şeklinde açıklamalara yer verilmişti.
1998'de keşfedilen, içinde çeşmeler, hamamlar, yollar, köprüler, caddeler ve kiliseler bulunan antik kent Allianoi, 2001 yılında 1. Derecede Arkeolojik Sit Alanı ilan edildi. 9 yıllık çalışmayla antik kentin %20'si ortaya çıkarılabildi.
Veysel Eroğlu'nun burun sokma konusundaki tavsiyeleri içerisinde yer alan "Bir takım cahil insanlar yüzünden, bazı art niyetli kişiler yüzünden orada su tutulamadı çiftçiler mağdur oldu." şeklinde bölüm dikkat çekici; çünkü projede değişiklik yapılmadan baraj yapıldığı takdirde, 67.3 hm 3 tarıma elverişli alan su altında kalacak; çiftçiler de bu durumdan etkilenecektir.
Birçok bölgede tehdit unsuru olan baraj projeleri doğal yaşam açısından önemli akarsu vadilerini su altında bıraktıkları için çok sayıda canlının neslini de tehlikeye sokuyor.
Doğa Derneği Genel Müdürü Güven Eken barajlarla ilgili "Barajların etkileri Türkiye'de ve tüm dünyada göz ardı ediliyor. İnsan vücudundaki damarlara bir tıkaç takılması kan dolaşımını nasıl durdurursa, barajlar da doğanın can damarları olan akarsuları durduruyor. Önü baraj seddeleri ile kesilen akarsular taşıdıkları su azaldığı için vadileri boyunca uzanan alanları besleyemez oluyor. Tıpkı kol damarlarınızdan biri tıkandığında veya koptuğunda kolumuzun çalışamaması ve zamanla erimesi gibi. Barajlar elektrik üretimi ve sulama açısından son derece önemli olmalarına rağmen, çevresel etkileri göz ardı edildiği takdirde insan ve çevre için hayati sorunlar oluşturabiliyor. Başka bir deyişle barajlar, bir toplumsal soruna çözüm getirirken yepyeni ve telafisi mümkün olmayan sorunlar yaratıyor. Nuh efsanesi canlı türlerinin tufandan nasıl kurtarıldığını anlatır. Peki bugünün canlılarını modern tufan barajlardan kurtarmanın sorumluluğu kime ait?" şeklinde açıklamalarda bulunmuştu.
Alternatif baraj projeleri, rüzgar ve güneş ile enerji elde edilebilecek projeler olmasına rağmen hükümet; nükleer santrallar, HES'ler, kömürlü termik santrallar gibi doğaya zararı olan büyük ve kirli projelerden, büyük kârlar getirdiği için, vazgeçmeyerek bölgedeki yaşamları hiçe saymaya devam ediyor.

















