Marksist.org

06 Şubat, Pazartesi

Son güncelleme:11:37:02 AM GMT

BURADASINIZ: HABERLER İRLANDA'DA BARIŞ SÜRECİ NASIL GELİŞMİŞTİ?

İrlanda'da barış süreci nasıl gelişmişti?

e-Posta Yazdır PDF
Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Azerbaycan'da yaptığı açıklamada, terör olaylarının son bulması için devletinin bütün yöntemlerini deneyeceğini ve İrlanda örneğinden hareket edilebileceğini söyledi. İrlanda'da barış süreci, savaşan güçlerin masaya oturmasıyla gelmişti.

Orijinal İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu (IRA), İrlanda'nın İngiltere'den bağımsızlığını sağlamak için 25 Kasım 1913'te kuruldu. 1919-1921 yılları arasında IRA'nın yürüttüğü mücadele sonucunda, 6 Aralık 1921'de İngiltere ile İrlanda arasında yapılan bir anlaşmayla Özgür İrlanda devleti kurulurken,  Kuzey İrlanda İngiliz egemenliğinde kalmaya devam etti.

IRA'nın büyük bir kısmı, Kuzey İrlanda'nın İngiliz denetiminde kalmasını bir taviz olarak görerek anlaşmaya karşı çıktı. Bu durum, 1922-1923 yılları arasında, sonunda anlaşmadan yana olanların kazandığı bir iç savaş yaşanmasına neden oldu. IRA'nın o günkü üyeleri de İrlanda Ulusal Ordusu'nun çekirdeğini oluşturdular.

Bugün IRA olarak bilinen örgüt ise, 12-14 Ağustos 1969'da gerçekleşen Bogside katliamının ardından kuruldu. Kendisine Geçici İrlanda Cumhuriyetçi Ordusu diyerek örgütlenen IRA, kısa sürede hem eski IRA üyelerinin hem de genç kuşağın katılımıyla büyüdü. Kuzey İrlanda'da alevlenen milliyetçi, İngiliz yanlısı Protestanların çıkardığı çatışma, İngiliz ordusunun bölgeye gönderilmesine neden oldu.

İngiltere'den devlet terörü

Ordunun müdahalesi sadece çatışmaların artmasını sağladı. 1970-1972, çatışmalardaki en kanlı dönem olarak tarihe geçerken, yarısı sivil 500'den fazla kişi hayatını kaybetti. Çatışmanın yükselmesiyle, İngiliz Ordusu Türkiye'ye hiç de yabancı olmayan yöntemleri daha açıktan kullandı. Gerilla olduğundan şüphelenilen kişiler mahkemeye çıkarılmadan hapsedilirken, sivil halka yönelik devlet terörü silahsız göstericilerin üzerine ateş açılan "Kanlı Pazar"da doruk noktasına çıktı.

1980'lerde IRA, İngiltere'deki bombalamalara devam etti. 1981'de yapılan açlık grevleri mücadelede önemli bir aşamaydı. Politik tutuklu olarak görülme talebiyle açlık grevi yapanlardan Bobby Sands'in cenazesine 100 bin kişi katıldı.

Ateşkesler

Kuzey İrlanda'da ilk barış görüşmeleri 1994'te başladı. Sosyal Demokrat İşçi Partisi ve açıkça IRA'nın bir parçası olan Sinn Fein ile yapılan görüşmeler, 15 Aralık 1993'te imzalanan Downing Street Açıklaması ile sonuçlandı. Bu anlaşmayla İngiltere, Kuzey İrlanda'da "bencil ekonomik ve stratejik çıkarları olmadığını" ilan ediyor; barış sürecinin devamı için silahların susması çağrısı yapılıyordu. IRA, 6 Nisan 1994'de üç günlük bir ateşkes ilan etti.

Bunu 31 Ağustos 1994'te süresiz bir ateşkes izledi. Ancak ateşkesten rahatsız olanlar da vardı. İngiliz işbirlikçisi UUP'nin genel başkanı, bunu "Ateşkes başımıza gelen en kötü şey" diye ifade ediyordu.

24 Ocak 1996'da yayınlanan Mitchell raporu ile, aşamalı silah bırakmanın tüm partilerin içinde bulunduğu görüşmeler sırasında yapılması önerildi ve başta Sinn Fein olmak üzere partiler bunu kabul ettiler. Ancak Sinn Fein görüşmelere resmi olarak alınmadı. Görüşme süreci Sosyal Demokrat İşçi Partisi ile İngiltere yandaşı iki parti olan İlerici Birlik Partisi ve Ulster Demokratik Partisi arasında başladı.

"Teröristlerle" masaya oturdular

9 Şubat 1996'da ateşkesin sona erdiğinin açıklamasından bir saat sonra, IRA'nın Londra'da yaptığı bombalı saldırıda 2 kişi öldü, 40 kişi yaralandı ve 150 milyon sterlinlik zarar meydana geldi. 17 ay dokuz gün süren ateşkesi bitiren IRA, bunun sebebinin İngiltere hükümetinin kötü niyetli olması ve Sinn Fein ile görüşülmemesi olduğunu belirtti.

Çatışmalar yeniden başlamasına rağmen, Kuzey İrlanda'da birçok barış yürüyüşü yapıldı. Bütün partilerin katıldığı görüşmeler sürekli yeniden başlatılsa da, Sinn Fein sürekli dışlandı. 15 Haziran 1996'da IRA'nın Manchester'da patlattığı bir bomba nedeniyle 200 kişi öldü. İngiltere yanlıları, 28 yaşında bir katolik olan Niall Donovan'ı döverek öldürdüler. Yeniden çatışma ortamına dönülmüştü.

Savaşın kaderini değiştiren, İrlanda'daki değil, ezen ulusun devleti olan İngiltere'deki değişim oldu. 1 Mayıs 1997'de yapılan seçimlerde, İşçi Partisi 1974'ten bu yana ilk kez iktidara geldi. Sinn Fein da oylarını arttırdı. Yeni başbakan Tony Blair, Sinn Fein ile görüşmeyi kabul etti. Sinn Fein Başkanı Gerry Adams, IRA'dan ateşkes ilan etmesini istedi. 20 Temmuz 1997'de IRA yeniden ateşkes ilan etti.

29 Ağustos 1997'de başlayan müzakerelerde, Kuzey İrlanda'daki İngiliz yönetimi Sinn Fein ile resmen görüştü. Tony Blair "Kanlı Pazar" için yeni bir soruşturma başlatıldığını açıkladı. İlk yapılan "soruşturma", İngiltere'nin aklanması için yapılan göstermelik bir soruşturmaydı.

10 Nisan 1998'de Belfast Anlaşması imzalandı. Anlaşma Kuzey İrlanda'da referanduma sunulurken, aynı anda İrlanda'da anayasanın yeni yapılan anlaşmaya uyumlu hâle getirilmesi oylandı. Anlaşma İrlanda Cumhuriyeti'nde yüzde 94, Kuzey İrlanda'da ise yüzde 74 oranlarıyla kabul edildi. Bu anlaşmayla, Kuzey İrlanda Meclisi yasama yetkilerini devraldı. İngiltere askerlerinin adadan çekilmesine karar verildi. 28 Haziran 2005'te, IRA silahlı mücadeleyi tamamen bıraktığını açıkladı.

Sinn Fein için görüşmeleri yürüten başmüzakereci Martin McGuinness, 1973'te arabasında bombayla yakalanınca mahkemeye çıkarılmış, ancak mahkemeyi tanımamıştı. McGuinness "Halkımızın öldürülmesine karşı savaştık. IRA'nın bir üyesiyim ve bununla çok ama çok gurur duyuyorum" demişti. McGuinness aynı zamanda, "Kanlı Pazar" olayları sırasında IRA'nın Derry hücresinde komutan yardımcısı olduğunu açıklamıştı. İngiltere barış görüşmelerini bir IRA üyesi ile yaptı. Savaşan güçlerin masaya oturması barışı getirdi. Barış anlaşmasından sonra 1999-2005 yılları arasında Eğitim Bakanlığı yapan McGuinness, daha sonra Kuzey İrlanda Başbakanlığı görevinde bulundu.

Barış müzakereleri savaşan güçler arasında olur. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün İrlanda örneğini vermesi, en üst düzeydeki bir devlet yöneticisinin ilk kez Kürtlerle masaya oturulabileceğini söylemesi anlamına geliyor. Akan kanın durması, Kürt sorununun kalıcı barışçıl çözümü için devlet tutum değiştirmeli, PKK ile barışı müzakere etmeye başlamalıdır. BDP üzerindeki baskılar son bulmalıdır.


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo