Marksist.org

18 Mayıs, Cuma

Son güncelleme:07:20:47 AM GMT

BURADASINIZ: HABERLER ÖCALAN: DEVLET BENİMLE GÖRÜŞÜYOR

Öcalan: Devlet benimle görüşüyor

e-Posta Yazdır PDF
İmralı'da kendisiyle yapılan görüşmelerin devlet sıfatıyla yapıldığını belirten Kürt lider Abdullah Öcalan, tek taraflı ateşkes iyi değerlendirilmediği takdirde, halkların karşı karşıya gelmesinin ve çatışmaların yoğunlaşmasının kaçınılmaz olduğuna dikkat çekerek hükümeti uyardı.

Son günlerde medyada tartışılan görüşme iddialarına açıklık getiren Kürt lider Abdullah Öcalan, Murat Karayılan'ın herkesin bildiği bir şeyi söylediğini dile getirerek, "Bunun süreci tıkatacağı yorumunu yapanlar aslında Hükümeti kurtarmaya çalışıyor. Bütün bu olup bitenlerde Hükümetin rolüne değineceğim. Hazırlıksız ve yetersiz olduklarını zaten belirteceğim. Karayılan'ın dediklerinden anlaşılması gereken şudur. Önemli olan görüşmedir, görüşmeyi yapan devlettir. Gelenlerin genelkurmaydan, istihbarattan veya sivil otoriteden olmasının önemi yoktur, devlet sıfatıyla görüşüyorlar. Karayılan'ın söylediklerinden ben de bunu anlıyorum" dedi.

Bu tartışma etrafında kopartılan fırtınayı anlamadığını dile getiren Öcalan, "Süreci genel olarak takip ediyorum, devletle görüşmem konusunda neden bu kadar kıyamet kopartılıyor. Bunun tarihsel arka planı var. Yalçın Akdoğan'ın değerlendirmelerini okudum. Benim tutumumla ilgili bir değerlendirme de yapmış. İşlerin bu noktaya geleceğini ben hep söyledim. Ama anlaşılmadı. Daha önce rolümü hep söylüyordum. Fakat kurumların rolünü oynamadığı bir ortamda bütün yük omuzlarıma biniyor. Ben çekilmeyi biraz da bu nedenle, kurumlar rolüne uygun hale gelsin diye belirtmiştim. Yoksa bütün sorumluluğu bana bırakıyorlar" ifadelerini kullandı.

"Demokratik çözüm ve barışı sağlamak için çabalıyorum"

Kürt Özgürlük Hareketi'nin aldığı tek taraflı eylemsizlik kararının iyi değerlendirilmesi ve demokratik bir anayasanin hazırlanması gerektiğini ifade eden Abdullah Öcalan, sözlerini şöyle sürdürdü:

"Ben uyarımı tekrarlıyorum. Eylemsizlik sürecinden sonra yeni bir çatışma dönemi başlar, hatta daha önce Cemil Bayık'ın da söylediği orta-yoğunluklu bir savaş gündeme gelebilir. Sadece kırsalda değil, kent merkezlerine de sıçrar. İşte bu Dörtyol tesadüfen başka yerlere sıçramadı. Böyle olursa çok rahatlıkla başka yerlere de yansır, bunun zemini var; iki halk karşı karşıya gelir, çatışma kaçınılmaz olur, onlarca hatta yüzlerce kişinin ölümüne yol açabilir. Bunun ne kadar farkına varılıyor, bilemiyorum. Tehlike büyüktür, herkesin dikkatini çekiyorum. Ben burada bu tehlikelerin önüne geçmek, demokratik çözüm ve barışı sağlamak için çabalıyorum. Benim bu çabalarım uluslararası sistemin AKP'ye dayattığı politikaları boşa çıkardığı, Kürtler üzerindeki oyunları bozduğu için benim üzerimden işte 'görüşülüyor' diye bu kadar kıyamet koparılıyor. Ben bunun arkasında nelerin yattığını böyle ifade ediyorum.

(...) Kimse benim arkama sığınarak, onun verdiği karardır, eylemsizliktir diyerek kayıplara sebebiyet vermesin, savunmasız kalmasınlar. Savunma ve misilleme hakkı her zaman doğal olarak vardır, eylemsizlik kararı bu hakkın kullanılmasına engel değildir. Ben kimseye talimat vermiyorum ama kendini savunma ve cevap verme hakkı meşrudur. Tekrar belirtiyorum, anlamlı bir barışa ancak böyle ulaşabiliriz. Böyle olmazsa meydan provokatörlere kalır, anlamlı barış süreçleri de gelişmez.

Batman'daki olayda provokasyon ihtimali yüksektir, açıklığa kavuşturulmalıdır. Ben öteden beri ta dörtlü çete sürecinden beri savaş tarzlarını eleştirdim. İyiniyet-kötüniyetten ziyade objektif olarak bakıldığında ortada provokatif bir durum var. Tehlikelere karşı önlem alınması gerekirdi. JİTEM tarzı sızmalara karşı daima uyanık olunması gerektiğini hep belirtmiştim. Bu tehlike bitmiş, sona ermiş değil, sızmak isteyenler her zaman olabilir."

"Boykot tutumu aktifleştirilebilir"

AKP'nin çözüm için bir hazırlığı olmadığını, bu yüzden 3 Eylül'de Diyarbakır'da yapılacak mitingde Recep Tayyip Erdoğan'dan yeni bir şey söylemesini beklemediğini dile getiren Öcalan, referandumla ilgili şöyle konuştu:

"Halkla yoğun tartışılmalı, AKP'yi ciddi ve samimi görürlerse tutumlarını elbette değiştirebilirler, buna ben değil kendileri karar verirler. Aksi taktirde yani AKP'yi ciddi ve samimi görmüyorlarsa mevcut boykot tutumlarını daha da aktifleştirebilirler, aktif boykot konumuna geçerler. Referandum konusunda kararı halka ve kurumlarımıza bırakıyorum. Tartışmalarından sonra hayır bile diyebilirler, ben buna da karışmam, halkın vereceği her karara saygılıyım."


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo