Marksist.org

06 Şubat, Pazartesi

Son güncelleme:12:31:01 PM GMT

BURADASINIZ: HABERLER İSTANBUL'DA BARIŞIN SESİ YÜKSELTİLDİ

İstanbul'da barışın sesi yükseltildi

e-Posta Yazdır PDF
1 Eylül'de barış yanlısı bir çok örgüt, kampanya ve partinin çağrısıyla İstanbul'da yapılan "Operasyonlar durdurulsun, barış olsun" eylemine yüzlerce savaş karşıtı katıldı. Kürt sorununun barışçıl ve demokratik çözümü talebiyle Galatasaray'dan Taksim'e uzanan insan zincirinde anti-militarist sloganlar öne çıktı.

İstanbul'da 1 Eylül akşamı saat 19.00'da Galatasaray Meydanı'nda barış şenliği vardı. Davullar ve ritmler eşliğinde atılan "Savaşa hayır, barış hemen şimdi!" sloganıyla başlayan eylemde dev bir gökkuşağı bayrağı taşındı. Beyaz tişörtlerin üzerine yapşıtırılan dev çıkartmalarda "Operasyonları durdurun" sloganı yazıyordu. Savaşa ve işgale karşı ses çıkartan savaş karşıtları İstiklal Caddesi boyunca el ele tutuşarak sonu Taksim'e ulaşan barış zincirini ördü.

Beyoğlu yüzlerce savaş karşıtı tarafından atılan ve çevredekiler tarafından alkışlarla desteklenen "Sustur sustur savaşın sesini sustur, yüksekl yükselt barışını sesini yükselt", "Dengi bi de deng gen bi de aşitiye", "Yaşasın hakların kardeşliği", "Biji bıratiya gelan", "Öz-öz-özgürlük Kürt halkına özgürlük" sloganlarını attı. Davullar eşliğinde "Barışalım yeter" şarkısını söyleyen topluluk "Askere gitme kardeş kanı dökme", "Öldürmiycez ölmiycez kimsenin askeri olmıycaz" ve "Hiç kimse asker doğmaz" sloganlarını yumrukları havada zıplayarak attı.

Araların DSİP Genel Başkanı Doğan Tarkan, KESK Genel Başkanı Sami Evren ve BDP İstanbul İl Başkanı Mustafa Avcı'nın bulunduğu çok sayıda örgüt, kampanya ve parti temsilcisi de Taksim'e yürüdü. Yürüyüş boyunca en önde imzasız "Operasyonları durdurun" yazılı beyaz pankart taşındı.

Taksim Meydanı'nda son bulan coşkulu barış yürüyüşünde okunan basın açıklamasının tam metni:

Operasyonları durdurun, barış olsun!

Bugün 1 Eylül Dünya Barış günü.1 Eylül 1939'da Hitler ordularının Polonya'ya saldırmasıyla başlayan İkinci Dünya Savaşı'nın başlangıç tarihi Birleşmiş Milletler tarafından Dünya Barış Günü ilan edilmiştir. Coşkuyla kutlanması gereken bu günü yine buruk bir acı ve endişe içerisinde geçiriyoruz. Aradan geçen bunca yıla karşın ne dünyada ve ne de ülkemizde adalete dayanan kalıcı bir barış sağlanabilmiş değil.

Dünyada yaşanan savaşların faturası sadece yaşamlarını yitirenlerle sınırlı değil. Yine her yıl on binlerce insan sakat kalıyor, milyonlarca insan yerini, yurdunu, köyünü terk etmek ve mülteci konumuna düşmek zorunda kalıyor. Kadın ve çocuklar tecavüze uğruyor. İnsanlar egemenler eliyle savaşmaya, öldürmeye ve ölmeye zorlanıyor. Dünya halklarına açlık ve sefalet dayatılıyor.

Türkiye'de de iç barışın olduğu söylenemez. Kürt sorunu nedeniyle yaşanan silahlı çatışma ortamı, otuz binden fazla insanın yaşamını yitirmesine, dört binden fazla yerleşim yerinin boşaltılmasına ve ormanlık alanların tahrip edilmesine, yaklaşık üç milyon insanın kendi ülkesinde mülteci konumuna düşmesine yol açmıştır. Verilere göre 1990 yılından 2008 yılı sonuna kadar 840 kişi siyasal nedenlerle zorla kayıp edilmiş, 2949 kişi faili meçhul cinayete kurban gitmiş, 2308 kişi yargısız infaz edilmiş, 709 kişi gözaltı merkezlerinde ve cezaevlerinde öldürülmüştür. Tabi bu rakamlar tespit edilenler kayıtlara geçirilebilen silahlı çatışmalar dışındaki yaşam hakkı ihlalleridir. Sorunların diyalog ve uzlaşma ile çözümü yerine şiddet politikalarında ısrar edilmesi büyük acıların yaşanmasına, özgürlüklerin kısıtlanmasına, ülke kaynaklarının israfına ve yoksulluğa yol açmıştır.

2009 yılı 1 Eylül'üne Kürt açılımı tartışmaları içerisinde girdik. Bir nevi, sorunun çözümü için bir umut doğdu diyebiliriz. İlk kez hükümet ve devletin kurumları sorunu kabul edip, bazı kültürel hakların verilmesinden bahsetmeye başladı. Kamuoyu da sorunun barışçıl bir çözüme kavuşturulması konusunda önceki yıllara göre daha duyarlı denilebilir. Barış anneleri ile asker annelerinin bir araya gelip sorunun barış yoluyla çözülmesini istemeleri de barış için önemli bir adımdı.

İnsan hakları savunucuları yıllardır silahın ve şiddetin bir çözüm olmadığını vurgulamıştır. Bugün sorunun silahla çözülemeyeceğinin daha yüksek sesle tartışılması olumlu bir gelişmedir. Ama buna rağmen operasyonlarda ısrar, savaşta ısrarın karanlık günleri arttıracağı kaygısını taşımaktayız.

PKK'nin Eylemsizlik kararı tarihi bir fırsattır. 2010 1 Eylül'ünün Türkiye'de barışın yıldönümü olmasına her zamankinden daha yakınız.

Bugün Türkiye için barışı talep etmek, Türkiye'nin çocuklarına bir gelecek talep etmektir.

Barışı talep etmek, kadınların acılarının, ağıtlarının son bulmasını talep etmektir.

Barışı talep etmek, İnsanımız için ekmek istemek, insanca yaşam standartları istemek demektir.

Bedeli ne olursa olsun, bu talepten vazgeçme, sesimizi kısma şansımız ve hakkımız yoktur.

KCK 13 Ağustos 2010 tarihinde yaptığı açıklamada 20 Eylül tarihine kadar eylemsizlik kararı aldıklarını belirtmişlerdir. Bu karar tarihi bir fırsat yaratmıştır. Tıkanan siyasi ve çatışmalı sürecin barışa evrilmesi noktasında bir kanal açtığına içtenlikle inanıyoruz.

Bu karar Devlet ve AKP tarafından operasyonların sona erdirilmesi, eylemsizliğin kalıcı bir ateşkese ve barışa evrilmesi olarak cevaplandırılmalıdır. Devlete ve AKP hükümetine çağrımız açıktır. Operasyonları durdurun. Ölümleri durdurun.

Bu savaşın bitmesi, Askeri operasyonların durması ve şiddetin son bulması için bütün toplum kesimlerince olumlu katkı sağlanmalıdır. Türkiye halklarının barış talepleri doğrultusunda Devlet ve hükümet tarafından şiddetin ve ölümlerin ortadan kalkması için mutlak surette kalıcı bir barışın tesisi sağlanmalıdır.

Hükümete çağrımız açıktır. Operasyonları ve Ölümleri durdurun.

Operasyonlar durursa ölümler duracak. Diyarbakır'da toplanan Demokratik Toplum Kongresinin aldığı Demokratik Özerklik Kürt halkının kendi kaderini tayin hakkı olarak bu ülke sınırları içinde birlikte yaşam projesi olarak sunulmasını önemsiyoruz ve bunun koşullarının tartışılması gerektiğine inanıyoruz.

Terörle mücadele kanunu lağvedilmelidir. Hiçbir halkın diğerinden üstün sayılmadığı, eşitlikçi, özgürlükçü, çoğulcu, demokratik bir anayasa hazırlanmalıdır.

Kürt halkının seçilmiş Belediye Başkanlarının, meclis üyelerinin tutuklanması ve sivil siyaset üzerine Baskı yapılması demokratik çözümü dıştalayan bir tutumdur.

Demokratik Siyasetin önü açılmalıdır. Demokratik yöntemlerle toplumun tüm farklılıklarının kendini ifade etmesinin yasal koşulları sağlanmalıdır.

Kürt halkının barış talepleri empati, eşitlik ve insan temelli ölçütlerle Devlet tarafından karşılık bulmalı ve diyalog yolu ile bu sorunun çözülmesinin etkin koşulları sağlanmalıdır. Barış içinde ve tüm farklılıklarımızla birlikte bir yaşam mümkündür.

Operasyonları durdurun.

Çatışmasız kalıcı bir Barışa fırsat tanıyın.

Kürtlerin temsilcilerine kulak verin. Müzakere edin. Tartışın.

78'LİLER GİRİŞİMİ, ADALI KÜLTÜR MERKEZİ, BARIŞ ANNELERİ İNİSİYATİFİ, BARIŞ İÇİN SANAT GİRİŞİMİ, BARIŞ İÇİN VİCDANI RET GİRİŞİMİ, BARIŞ VE DEMOKRASİ PARTİSİ, DEMOKRASİ VE ÖZGÜRLÜK HAREKETİ, DEMOKRATİK BİRLİK HAREKETİ, DEVRİMCİ SOSYALİST İŞÇİ PARTİSİ, EŞİTLİK VE DEMOKRASİ PARTİSİ, EMEKÇİ HAREKET PARTİSİ, EZİLENLERİN SOSYALİST PARTİSİ, GENÇ SİVİLLER, IRKÇILIĞA VE MİLLİYETÇİLİĞE DUR-DE, İNSAN HAKLARI DERNEĞİ, KÜRESEL BARIŞ ve ADALET KOALİSYONU, LAMBDA İSTANBUL, MEZOPOTAMYA KÜLTÜR MERKEZİ, SOSYALİST DEMOKRASİ PARTİSİ, SOSYALİST PARTİ, TOPLUMSAL ÖZGÜRLÜK PLATFORMU, TÜRKİYE BARIŞ MECLİSİ, YEŞİLLER PARTİSİ


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo