Marksist.org

06 Şubat, Pazartesi

Son güncelleme:12:31:01 PM GMT

BURADASINIZ: HABERLER BAŞBAKAN DİYARBAKIR'DA ANKARA'DAKİ GİBİ KONUŞMADI

Başbakan Diyarbakır'da Ankara'daki gibi konuşmadı

e-Posta Yazdır PDF

Diyarbakır mitinginde konuşan Başbakan, CHP'ye ve MHP'ye yüklendi. 3 Eylül mitingi, PKK'nin eylemsizlik kararı sonrası Başbakan'ın Kürt sorununun çözümüne dair ne söyleceği üzerinden büyük bir beklenti yaratmıştı. Erdoğan'ın BDP'ye saldırmak yerine Kürt sorununu tanıma ağırlıklı konuşması barış güçlerinin etkili olduğunu gösterdi.

Günlerdir tartışılan AKP'nin Diyarbakır mitingi gerçekleşti. PKK'nin eylemsizlik kararının ardından BDP, üç koşul öne sürmüştü. KCK tutuklularının serbest bırakılması, seçim barajının indirilmesi ve operasyonların durdurulması.

Tüm Kürt örgütlerinin temsil edildiği Demokratik Toplum Kongresi ise demokratik özerlik planını ilan etmişti.

Kapatılan DTP'nin siyasi yasaklı başkanı Ahmet Türk, hükümetin tavır değiştirip Kürtlerin varlığını anayasal olarak tanınacağına dair söz vermesinin çözümün önünü açabileceğini söylemişti.

3 Eylül mitingi öncesi Kürt lider Abdullah Öcalan avukatları aracılığıyla şu açıklamayı yapmıştı:

"İki taraf da hem PKK hem devlet burada bana yükleniyor. Ben iki hafta daha bu sorumluluğu taşıyabilirim, tabi gelişmelere bağlı. Gelişme olursa rolümü oynarım ama Başbakan Erdoğan'ın son dönemdeki çıkışlarına baktığımda hayrete düşüyorum, Kılıçdaroğlu'ndan bile geri konuşuyor. Bir taraftan görüşüyorlar, diğer taraftan niye böyle yapıyorlar, milliyetçi söylemler geliştiriyorlar, milliyetçiliği körüklüyorlar? Tamam milliyetçi oyları hedeflediğinden yapıyor olabilir ancak böyle yapmamaları gerekiyor, bu yaklaşım herkese kaybettiriyor. Böyle kısa vadeli hesaplarla sorunu nasıl çözecek. Bu son konulara ilişkin açıklamalarına bakıyorum, oldukça hayrete düşüyorum. Böyle ucuz yaklaşımlarla çözüm gelişmez, milliyetçi söylemlerle olmaz."

BDP'nin boykot kararını "anti-demokratik" olarak niteleyen Erdoğan Diyarbakır'da Ankara'da konuştuğu gibi konuşmadı. Ankara'da Kürt hareketine saldırırken, Diyarbakır'da, BDP'nin yüzde 65 oy aldığı en büyük Kürt şehrinde dikkatli bir söylem yürüttü.

"Faili meçhullerin acısı çok iyi biliriz. Evlerin basılmasını, kitapların derdest edilmesini biliriz. Köylerin boşaltılmasını çok iyi biliriz. Hapisteki oğluyla Kürtçe konuşamayan annenin acısını biliriz" dedi ve Diyarbakır Cezaevi'ni yıkacaklarını söyledi. 

Erdoğan, Diyarbakır'da 2011 seçimlerinden sonra yeni anayasa sözünü yineledi. Kürt sorununu tanıdığını vurgulayıp, CHP ve MHP'ye saldırdı. 27 Mayıs ve 12 Eylül darbelerini eleştirdi. Kürtlere 'evet' oyu verme çağrısı yaptı.

Erdoğan'ın 3 Eylül Diyarbakır mitinginden iki sonuç çıkıyor.

PKK'nin eylemsizlik kararı ve Kürt örgütlerinin çağrıları son derece etkili, Erdoğan Kürtleri toptan karşısına almamayı tercih etti; Bu durum önümüzdeki dönemde barışçıl çözüm çabalarının önünün açık olduğunu gösteriyor.

BDP ve Kürt özgürlük hareketi kendi taleplerini dile getirmeyen Erdoğan'a rağmen 12 Eylül referandumunu boykot edecek. Kürt illerindeki boykot, Kürtleri hiçe sayan ve Batı'da kamuoyunu yanıltan tüm güçlere bir yanıt oluştururken yeni bir anayasaya olan ihtiyacı 'evet' oyları gibi gösterecek.


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo