KCK Yürütme Konseyi Başkanlığı, 13 Ağustos'ta başlayan ve 30 Eylül'de bir ay süreyle uzatılan tek taraflı eylemsizlik sürecinin 2011 genel seçimlerine kadar uzatıldığını duyurdu.
"Sürecin kesin bir ateşkese dönüşmesi için Türk devletinin de ateşkese her bakımdan uyması bir zorunluluktur" denilen açıklamada, kalıcı barış için atılması gereken 5 adım şöyle sıralandı:
"1- Askeri ve siyasi alanlara dönük operasyonların durdurulması,
2-Haksız yere tutuklanana Kürt siyasetçilerinin serbest bırakılması,
3-Önder Apo'nun sürece aktif olarak katılmasının önünün açılması ve yürütülen diyalogun müzakere düzeyine çıkarılması,
4-Sürecin ilerlemesi için anayasa ve hakikatleri araştırma komisyonlarının kurulması,
5- Dünyanın hiçbir yerinde olmayan yüzde 10 seçim barajının kaldırılması"
"Güven verici adım atılmadı"
Daha önceki eylemsizlik sürecinde AKP hükümetinin bu hususlarda güven verici bir adım atmadığının belirtildiği açıklamada, askeri operasyonların -eskiye oranla azalsa da- devam ettirildiği, siyasi alana dönük baskı ve tutuklamaların devam ettiği, tutuklanan Kürt siyasetçilerin ve insan hakları savunucularının ise serbest bırakılmadığı hatırlatıldı. Buna rağmen, sorunun giderek gündeme oturması, kamuoyunda tartışılması ve bazı çevreler ile devlet içindeki bir kesimin diyalog ve çözüm eğiliminde olması olumlu bir gelişme olarak değerlendirilerek, Kürt Özgürlük Hareketi'nin bu eğilimi cesaretlendirmek için eylemsizlik sürecinin uzattığı açıklandı.
İmralı ile diyalog
KCK Yürütme Konseyi, Kürt lider Abdullah Öcalan'la başlatılan diyaloğun müzakere seviyesinde yürütülmesi gerektiğini belirterek, KCK davası adı altındaki tasfiye çabalarına son verilmesi gerektiğini ifade etti. Açıklamada şöyle denildi:
"Kürt sorununda kalıcı çözümün gerçekleşmesi ve silahların tümden devre dışı bırakılması, gönüllü birlik ve toplumsal uzlaşının hayata geçmesi için tüm ilgili çevrelerin bu tarihi süreçte üzerine düşen sorumlulukların gereğini yerine getirmesi önemli bir görev durumundadır.
Bu temelde AKP hükümetinin Türkiye açısından hayati bir sorun olan Kürt sorununun çözümüne taktik ve seçim hesaplarıyla yaklaşmaması gerekmektedir. Hareketimizin barışa büyük bir şans tanıdığına inandığımız bu sorumlu ve iyi niyetli yaklaşımımızı istismar etmemesi Türkiye'nin geleceği açısından önem taşımaktadır."
"Taksim'deki patlamayla ilgimiz yok"
KCK Yürütme Konseyi'nin yaptığı bir diğer açıklamada ise, dün Taksim'de gerçekleşen intihar eylemine değinilerek, bu süreçte böyle bir eylemi kendilerinin yapmalarının mümkünatı olmadığı belirtildi. Açıklamada şöyle denildi:"Mücadelemiz önemli ve tarihi bir sürece girmiş bulunmaktadır. Önderliğimizin çağrısı üzerine geliştirilen eylemsizlik sürecinin zamanı dün 31 Ekim günü itibariyle bitmiştir. Hareketimizin yönetimi Önderliğimizin yeni çağrısı temelinde yoğun bir tartışma sürecini tamamlayarak bundan sonraki dönem için önemli ve tarihi bir adım atmanın hazırlığı içindeyken dün İstanbul Taksim'de bir intihar eylemi gerçekleşmiştir. Hareketimizin eylemsizlik sürecini uzatma kararını aldığı, barış ve demokratik çözüm için tarihi bir adıma hazırlandığı günde bizim böyle bir eylemi düzenlememizin mümkünatı yoktur.
Ne Hareketimizin yönetimi ne de bize bağlı herhangi bir birimin böyle bir eylem ve planlaması asla söz konusu değildir. Bu gerçeğe rağmen ima yoluyla da olsa bazı kesimlerin Hareketimizi işaret etmesi gerçekleri yansıtmamaktadır ve doğru değildir. Bu eylemle hiçbir biçimde herhangi bir ilgimiz yoktur. Kaldı ki, sivil insanların zarar görebileceği böylesi eylem biçimleri Hareketimizin tarzı olamaz. Kamuoyuna ve demokratik kesimlere duyurulur."



PKK EYLEMSİZLİK SÜRECİNİ SEÇİME KADAR UZATTI
















