Kıbrıs Şehitleri Caddesi'nde yapılan basın açıklamasını Nalan Damarsardı okudu. Açıklama şöyleydi:
"Cumhuriyet tarihinde bir ilki yaşıyoruz. Anayasa değişikliği referandumuyla birlikte geçici 15. maddenin kaldırılmasıyla, darbeden 30 yıl sonra darbeci generallerin yargılanmasının önü açıldı.
13 Eylül sabahı tüm Türkiye'de binlerce kişi Kenan Evren hakkında suç duyurusunda bulunmak için adliyelere koşmuştu. Suç duyurusunda bulunanların sayısı 300 bini geçti.
Sadece adliyelere koşmakla kalmadık, davanın takipçisi de olduk. Kenan Evren'in yargılanmasını engelleyen herkesi takip ettik, teşhir ettik, savcıya mektup gönderdik.
17 yaşındaki Erdal Eren'in yaşını büyüterek asılmasını sağlayan Kenan Evren, ifade vermeye çağrıldığını duyduğunda çok üzülmüş, 'suçunun ne olduğunu bilmediğini' söylemişti. Geçtiğimiz pazartesi günü ifadesi alınan Kenan Evren, yaptığı darbeyi savunmuş, 'Bugün olsa yine yaparım' diyerek bugünün generallerine de darbe çağrısı yapmıştır.
Kendisi suçunu bilmediğini söylese de bizler gayet iyi biliyoruz:
» 650 bin kişiyi gözaltına aldınız.
» 1 milyon 683 bin kişiyi fişlediniz.
» 7 bin kişinin idamını istediniz. 517 kişiye idam cezası verdiniz.
» 71 bin kişiyi TCK'nin 141, 142 ve 163. maddelerinden yargıladınız.
» 98 bin 404 kişiyi "örgüt üyesi olmak" suçundan yargıladınız.
» 30 bin kişiyi "sakıncalı" olduğu için işten attınız.
» 14 bin kişiyi yurttaşlıktan çıkardınız.
» 23 bin 677 derneği kapattınız.
» 3 bin 854 öğretmen, üniversitede görevli 120 öğretim üyesi ve 47 hâkimin işine son verdiniz.
» 400 gazeteci için toplam 4 bin yıl hapis cezası istediniz.
» Gazetecilere 3 bin 315 yıl 6 ay hapis cezası verdiniz.
» 31 gazeteciyi cezaevine soktunuz.
» 39 ton gazete ve dergiyi imha ettiniz.
» 300 kişinin kuşkulu şekilde ölümüne sebep oldunuz.
» Başta Diyarbakır Cezaevi olmak üzere bir çok cezaevinde binlerce insana işkence yaptınız, 171 kişinin işkenceden ölümüne sebep oldunuz.
» Cezaevlerinde toplam 299 kişinin yaşamını yitirmesine neden oldunuz.
Siz darbe yaparak 'insanlık suçu' işlediniz.
Kenan Evren ve diğer darbecilerin ifadesinin alınmış olması sevindirici bir gelişmedir. Ancak yetmez. Tıpkı Arjantin'de olduğu gibi insanlığa karşı suç işlemekten yargılanmalıdırlar.

Daha evvel yaptığı konuşmalarda darbe koşullarının olgunlaşmasını da beklediklerini söylemişti Kenan Evren. Bu olgunlaşma ile kast edilenlerin neler olduğunu, bugünkü darbe planlarından gayet iyi anlıyoruz. Bugün bir çok generalin tutuklanmasına neden olan Balyoz Darbe Planı'nın esin kaynağı olan 'Bayrak Darbe planı' 1978'de hazırlanmış ve devreye sokulmuştu.
1973'ten itibaren tırmanan ülkücü faşist saldırganlık, aydınlara ve yazarlara yönelik suikastlar, 1 Mayıs 1977'de Taksim'de işçilerin ve sosyalistlerin üzerine ateş açılması, 16 Mart 1978'de İstanbul Üniversitesi'nden çıkan sosyalist öğrencilerin üzerine önce el bombası atılması sonra silahla taranmaları, 9 Ekim 1978'de Ankara Bahçelievler'de TİP üyesi 7 sosyalistin vahşice katledilmesi, 21 Aralık 1978 günü Maraş'ta ülkücü faşistlerin kadın çocuk demeden 103 Alevi'yi vahşice katletmesi, darbe planlarının adım adım uygulandığını gösteriyordu.
1978'de ordunun dayatmaları sonucu sıkıyönetim ilan edildi. 1978-1980 arasında sıkıyönetim olmasına rağmen faşist saldırılar sürdü ve her gün ölen insan sayısı artmaya başladı. Darbeciler topluma dönük sıkıyönetimin de "terörün" önüne geçemediğini, "beceriksiz siyasetçiler" yerine generallerin işe el koyup bu gidişatı durdurmasının gerektiği fikrini kanla işledi.
12 Eylül 1980 günü ise yönetime el koyan Kenan Evren ve arkadaşlarının birçok "gerekçesi" vardı!
Darbecilerin 12 Eylül 1980'den, iktidarı devrettikleri 1984 yılına kadar yaptıklarından yargılanmaları yetmez, darbeden önce darbe için uygun ortamın oluşması için yaptıklarından da yargılanmalıdırlar.
Seçimlere bir kaç hafta kala darbecilerin ifadelerinin alınması yönünde karar çıkmasını, bazı çevreler "Bu kararda AKP'nin oy arttırma çabasının etkisi var" şeklinde yorumladılar. Oysa ki 12 Eylül darbecilerinin yargılanmasına AKP değil, halk karar verdi. Geçtiğimiz referandumda halkın %58'i darbecilerin yargılanmasının önünü açacak olan geçici 15. maddenin kaldırılmasına da "evet" dedi. Yapılan anketler, "evet" diyenlerin %80'nin gerekçesinin darbecilere ve cuntalara karşı mücadele olduğunu ortaya koydu. Aynı araştırmada, "Bundan sonra darbelerin olmaması için darbecilerin ve darbe amacıyla cunta oluşturanların mutlaka cezalandırılmasından yanayım" diyenlerin oranı da yüzde 63 idi.
Biz beklemedik, 'Ne değişecek?' demedik, mücadele ettik. Aralanan kapının daha da fazla açılması için kapıyı zorladık. Niyet ve samimiyet sorgulaması yapmak yerine, darbe olduğunda tankların üzerine çıkmaya hazır olduğunu söyleyen milyonlara baktık. Bu yüzden referandumda 'Yetmez ama Evet' dedik ve şimdi bu yüzden sonuna kadar 12 Eylül davasının peşinde olacağız. Sadece Milli Güvenlik Konseyi üyelerinin değil, darbeye bulaşmış her rütbe ve kademeden kişinin yargılanması için mücadeleye devam edeceğiz. Ama bu da yetmez...
Sadece 12 Eylül değil, yapılmış bütün darbeler, 27 Mayıs, 12 Mart, 28 Şubat, 27 Nisan, yargılanmalı ve mahkûm edilmelidir. Ancak bu şekilde şu anda ve gelecekte darbe planları yapılmasını engelleyebilir, demokrasinin sınırlarını genişletebiliriz..."



İZMİR: İFADE VERMEK YETMEZ! HESAP VERECEKLER!
















