Marksist.org

18 Mayıs, Cuma

Son güncelleme:08:28:39 AM GMT

BURADASINIZ: HABERLER KORKUNÇ İŞKENCELER 12 EYLÜL İDDİANAMESİNDE

Korkunç işkenceler 12 Eylül iddianamesinde

e-Posta Yazdır PDF

12 Eylül darbecileri Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya hakkında hazırlanan iddianamede gözaltına alınan 650 bin kişiye yapılan korkunç işkenceler yer aldı. Özel yetkili savcı Kemal Çetin'in "Uygulanan yöntemlerle kişiliklerini ezip ortadan kaldırarak toplumu tek tipleştirmek istenmiştir" tespitini yaptığı iddianamede falaka, askı, elektrik, marş söyletme ve cop sokma gibi sayısız işkence yöntemi ayrıntılarıyla sıralandı:

Falaka: Yaygın ve sürekli kullanıldı. Ayak tabanı, ellerin içi gibi vücudun kaslı bölümlerine kalas, cop, zincir, saz sapı, pik demir vb. vurularak gerçekleştirildi.

Köpek saldırtma: Tutuklu çırılçıplak soyulur, kurt köpeği üzerine saldırtılırdı. Köpeğin ilk kaptığı yer bacak arası olurdu.

Zincir: 20-25 metre uzunluğundaki zincirin uçları iki tutuklunun boynuna bağlanır, tutuklular sırt sırta verdirilerek ters yönde itilir. Tutuklu tek ayağından zincire bağlanır, bu zincir yüksek bir yere asılır, tutuklu bayılıncaya kadar askıda kalırdı.

Ayaktan asma/tepe: 50-60 kişi havalandırmaya alınırdı. Gardiyan 'Tepe ol' komutu verince tüm tutuklular üst üste bindikten sonra, bir tutuklu da üst üste yatan tutukluların üstüne çıkar, İstiklal Marşı'nın 10 kıtası okutulurdu.

Kule: Havalandırmaya çıkan tutuklular altı kişilik daire oluştururlardı. Bunların üzerine 3-5 kat olacak biçimde tutuklular çıkarıldıktan sonra, gardiyanın 'Yıkıl' komutuyla kule oluşturan tutuklular kendini yere bırakır, böylece tutukluların değişik yerlerinde kırılma, incinme ve çıkık olurdu.

Sehpa: Tutuklu mizansen olarak oluşturulan bir mahkemede sorgulanır, idama çarptırılır ve temsili infaz gerçekleştirilirdi. Tutuklu tam boğulacağı sırada ip açılırdı.

Cop sokmak: Gardiyanlar, copu zeytinyağına batırır ve yağlı copu tutuklunun makatına zorla sokardı. Sonra bu copu kendisine ya da bir başka tutukluya yalatırdı.

Çek-çek: Tutuklu çırılçıplak soyundurulur ve erkeklik organına bir ip takılırdı. Gardiyan ipin diğer ucunu alıp hızla koşar, tutuklu zorunlu olarak gardiyanın peşinden koşardı.

Lağım suyuna sokma: Diz boyu kadar oluşturulan pisliğin içine tutuklu atılır ve pislik yedirilirdi.

Kitap okuma: Koğuşta tutuklunun eline bir kitap verilir, avaza çıktığı kadar yüksek sesle tek tek sözcükler okutulur. Diğer tutuklular bu sözcüleri tekrarlarlar. Bu işlem sabahtan akşama kadar sürer.

Marş söyletmek: Cezaevinde bulunan herkes 50'ye aşkın marşı ezberlemek zorundaydı. Bu marşlar tutukluların ses telleri tahriş oluncaya kadar söyletilirdi.

Öl dediğimde: Tutuklu havalandırmanın orta yerine çıkartılır, 'hazır ol' durumuna geçirilirdi. Gardiyanın 'Öl' komutuyla tutuklu kas katı eklemlerini kırmadan eğer ve düşürülürdü. Bu işlem gardiyanın keyfine göre tekrarlanırdı.

Onlar da hesap verecek

12 Eylül davası referandumun ertesi günü olan 13 Eylül 2010'da yüzlerce darbe karşıtının mahkemelere koşarak darbeciler hakkında suç duyurusu yapması ile başlamıştı.

Suç duyurusu dilekçelerinde sadece Kenan Evren ve Tahsin Şahinkaya değil işkence ve kötü muamele yapan tüm devlet görevlilerinin yargılanması talep edilmişti. İşkenceci polisler, askerler ve MİT'çiler yargılanmalıdır.

Bir çoğu 12 Eylül'ün işkence tezgâhlarından geçmiş insanlar tarafından yapılan 3000 suç duyurusu ile işkencecilerin tek tek yakasına yapışılmalı.

12 Eylül'ün işkence tezgahlarında atılan slogan

"İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!" sloganı direnen insanlar tarafından işkencecilerin suratlarına haykırılmıştı.

Kimileri bir ay kimileri 100 günden fazla bu insanlıkdışı yöntemlerle sorgulanmıştı. İşkence emniyette bitmemiş, hapishanelerde de sürmüştü.

12 Eylülcüler 32 yıl sonra yargılanıyor. İşkencelerin hesabını verecekler. İnsanlık onuru işkenceyi yenecek!


E-mailPrintFavorites PDF Blogger Delicious Digg Facebook Friendfeed Google Haber.gen.tr Live MySpace StumbleUpon Twitter Yahoo