Tartışmanın bütün alanlarda ve bütün kesimler tarafından yapılması hâlinde bu sorunun Türkiye kamuoyu tarafından çok daha iyi anlaşılacağını kaydeden Demirtaş, çok daha iyi anlaşılan bir konunun da rahatlıkla içselleştirileceği için çözümünün kolaylaşacağını kaydetti.
BDP Eş Genel Başkanı, ''Kürt sorununun Öcalan bağlantısını ve Öcalan'ın Kürt sorunu üzerindeki rolünü tartışabilmek netameyi artıran, zorluğu artıran bir meseledir. Ancak bu realite bütün çıplaklığıyla tartışılmaz ve bu gerçeklik kabul görmez ise bizim korkumuz barışçıl çözüm konusunda mesafe katetmek giderek zorlaşacaktır'' dedi.
''Kürt sorununun şüphesiz ki sosyal, siyasal, kültürel ve ekonomik boyutları vardır'' diyen Demirtaş, BDP olarak bu sorunun açık bir şekilde tartışılmasını istediklerini kaydetti.
"Çatışmaların sonlanması için müzakereler başlamalı"
Demirtaş, çatışma sürecinin sonlanması için, müzakere başlangıcının çok önemli bir adım olduğunu, bu süreci başlatanların anlamlı bir çalışma yaptıklarını dile getirerek, ''Bir realite üzerinden bir tartışma yürütülecekse şunun kabul edilmesi lazım. Öcalan, bugün 30 yıldır aynı zamanda bir silahlı mücadeleyi yürüten PKK hareketi üzerinde en etkili tek isimdir. Türkiye'de barışı konuşacaksak, barış da PKK ile devlet ya da hükümet arasında diyalog ve müzakere ile gerçekleşecekse Öcalan'ın da buradaki rolünün çok net bir şekilde tanımlanması lazım'' diye konuştu.
"Müzakerelerin bitmesinin nedeni amacın tasfiyeye dönüşmesi"
Hükümetin bu kadar uzun bir süreçte riskleri de göze alarak bir müzakere ve diyalog süreci başlatmış olmasına rağmen müzakere süreçlerini tasfiye amacıyla karşısındakini alt etme, zayıf düşürme amacıyla kullandığını savunan Demirtaş, ''Ağırlıklı olarak bu şekilde yaklaşmış olması bize göre müzakere süreçlerinin çökmesi veya kesintiye uğramasının en büyük nedenidir'' şeklinde konuştu.
"Başbakan kararlı olursa çözüm için mesafe kat edilir"
Türkiye kamuoyunun, barışın ve çözümün gerçekleşmesi adına bütün bu müzakere süreçlerine en geniş toleransı tanıdığını dile getiren Demirtaş, ''Geldiğimiz noktada çok kritik bir aşamadayız. Karşımızda 'Ben artık ülkemde barış istiyorum' diyen bir Başbakan görmek istiyoruz. 'Ben artık kendi ülkemde kalıcı barışı gerçekleştiren Başbakan olmak istiyorum' diyen bir siyasi lider görmek istiyoruz. Böyle bir kararlılık ortaya konulursa mesafe kat etmek çok daha kolay olur. Ancak bugünkü uygulamalara bakıldığında bizim hükümet politikalarına destek vermemizin beklenilmesi BDP'nin kendi ayağının altındaki sehpayı çekmesi demektir'' diye konuştu.
"Bu politikalara ancak direnilir"
Demirtaş, çözüm konusunda irade ortaya koyan bir hükümeti de desteklemeye hazır olduklarını belirterek, ''Bizim derdimiz bu ülkede temel sorunların çözümünde rol oynayabilmektir. Bu rolü oynayabilmemiz için de bugünkü koşulların uygun olmadığını görmeniz lazım. Biz bu koşullarda hükümetin baskı politikalarını destekleyen pozisyonda olamayız. Ona karşı ancak direnen pozisyonda olabiliriz. Bunun dışında yapabileceğimiz hiçbir şey yok'' dedi.
"Diyaloğa hazır olan hükümete karşı kimse silah kullanmaz"
Selahattin Demirtaş, hükümetten bu dönemde beklediklerinin savaş politikalarından ve çatışma yaratacak politikalardan vazgeçmesi olduğunu dile getirerek, ''Bugün 'Ben diyalog yapmaya hazırım. Kürt sorununu barışçıl yollardan çözmeye hazırım' diyen bir hükümete karşı kimse silah kullanmaz. Ancak 'Ben kararlıyım KCK operasyonları devam edecek. Hangi mağarada bulsak imha edeceğiz' diyen bir hükümet sanıyorum barış arayışı konusunda hiç kimseyi inandıramaz'' şeklinde konuştu.



DEMİRTAŞ'TAN BAŞBAKAN'A BARIŞ ÇAĞRISI
















